Orman, Mera Gibi Kamu Mallarında Yapılan Parselasyon İşlemleri Geçerli mi?

Mevzuatımız gereği bazı alanların parselasyona tabi tutulması mümkün değildir. Üstelik parselasyona tabi tutulan bölgede bu taşınmazlardan olup olmadığı kesinleşmeden parselasyon yapılması dahi mümkün değildir.

Danıştay 6. Dairesi, 16.03.2007, E:2005/28, K:2007/1673

Hakkında orman olduğu gerekçesiyle dava açılan ve bu itibarla parselasyon işlemi tesis edilemeyecek alanlardan olup olmadığı kesin olarak belirlenmeyen dava konusu 894 parsel sayılı taşınmazın parselasyon işlemine tabi tutulmasında mevzuata uyarlık görülmediği.

Uyuşmazlık konusu olaydan ise; dava konusu parselasyon işlemine tabi tutulan 894 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin davacılar, üçüncü şahıslar, Maliye Hazinesi ve Orman Genel Müdürlüğü arasında ihtilaflı olup halen Karaburun Kadastro Mahkemesinin 1975/155 esas sayılı dosyasında davanın devam ettiği, Orman Genel Müdürlüğünce de anılan taşınmazın bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun iddia edildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu 894 sayılı parselin paftası, yüzölçümü, ne kadarının orman alanında ne kadarının şahıs arazisinde kaldığı Karaburun Kadastro Mahkemesinin E: 1975/155 sayılı davasının sonuçlanması halinde kesinleşeceğinden taşınmazın hangi bölümünün orman alanı olduğu hususu netleşmeden anılan yerde 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemi tesis edilerek imara elverişli parseller oluşturulduğundan söz etmek parselasyon işleminin amacına aykırılık taşımaktadır.

Bu itibarla parselasyon işlemi tesis edilemeyecek alanlardan olup olmadığı kesin olarak belirlenmeyen dava konusu 894 parsel sayılı taşınmazın parselasyon işlemine tabi tutulmasında mevzuata uyarlık görülmediğinden İdare Mahkemesince işlemin iptali gerekirken aksi yönde verilen kararda isabet bulunmamaktadır.

Bu alanlarda yapılan parselasyon işlemleri yargı tarafından yok hükmünde kabul edilmektedir.

Parselasyon işlemi, kamu idarelerince yapılan idari bir işlem niteliğinde olması nedeniyle, hatalı bir imar uygulaması sonucu tapuya yolsuz olarak tescil edilmiş taşınmazlar hakkında ilk önce parselasyon işleminin iptali için idari yargıda dava açılması gerekir. Çünkü imar düzenlemeleri, düzenli şehirleşme ve yapılaşma amaçları itibariyle kamu düzenini ilgilendiren düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin dayanağını oluşturan idari kararlar ortadan kaldırılmadıkça idari kararla oluşturulan mülkiyet durumu değiştirilemez. Bir başka ifade ile idari yargıda dava açılıp parselasyon işlemi iptal ettirilmeden adli yargıda, imar uygulaması sonucu oluşan parsellerin iptali ile eski kaydın ihyası davası açılması mümkün değildir.

Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.01.2003 tarihli ve E:2003/1-19, K:2003/3 sayılı kararında, “imar parsellerinin dayanağını oluşturan idari işlem idare mahkemesinde iptal edilmeden idari işlemi ortadan kaldıracak biçimde genel yargı yerinde hüküm kurulamayacağı” ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 08.12.2004 tarihli ve E:2004/1-645, K:2004/662 sayılı kararda ise “Belediyenin şuyulandırma işlemi sonucunda oluşan sicil kaydı idari yargı yerinde iptal edilip ortadan kaldırılmadığı sürece hukuk mahkemesinde tapu iptali davası açılamayacağı” vurgulanmıştır.

Fakat kamu malları, bu kuralın önemli bir istisnasını oluşturmaktadır. Kamu mallarından özel mülkiyete konu olamayacak bazıları (örneğin kıyılar ve ormanlar gibi) hakkında yapılan arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri sonucu oluşan tapuların iptali için (idari yargıda dava açılıp parselasyon işlemi iptal ettirilmeden) doğrudan tapu iptali tavası açılabilmesi mümkündür. Çünkü bu kamu malları Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, bir başka ifadeyle özel mülkiyete konu olamayacağı için bunlar hakkında yapılan arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri yok hükmündedir.

Örneğin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.04.2005 tarihli ve E:2005/4430, K:2005/5039 sayılı kararında kıyıların kamu malı niteliği taşıyan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu, anılan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı, bu yerlerde tapu kayıtlarının oluşmasının olanaksız olduğu, her nasılsa kıyılarda oluşturulan mülkiyet belgelerine değer verilmesine de olanak bulunmadığı, sicilin dayanağının idari kararla oluşmasının bu sonucu değiştirmeyeceği, kıyıda tapu oluşturulması sonucunu doğuran idari kararların (parselasyon işlemi) da iptali gereken değil, yok hükmündeki tasarruflardan olduğu ifade edilmiştir.

Bu kamu malları hakkında yapılan arazi ve arsa düzenlemesinin yok hükmünde olmasının bir diğer önemli sonucu, işlemin iptali için dava açılamamakla beraber, yok hükmünde olduğunun tespiti için her zaman dava açılabilmesidir. İdare hukukunun genel ilkeleri gereği, yok hükmünde olan işlemler için süre şartı aranmaksızın her zaman dava açılabilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.