İmar Kamulaştırmaları ve Özellikleri

İmar Kamulaştırması Nedir?

Kamu idareleri, kamu hizmetlerinin yürütülmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre kamulaştırmaktadırlar. Kamulaştırma, bir imar planı gereği olabileceği gibi, imar planı dışında da kamulaştırma yapılabilmesi de mümkündür.

İmar planlarının ve programlarının uygulanması amacı ile yapılan kamulaştırma işlemine, imar kamulaştırması denilmektedir.

İmar planı içinde ve dışında yapılan kamulaştırmalar usul yönünden birbirine çok benzemekle birlikte, imar planlarının uygulanması amacı ile yapılan kamulaştırmalar bazı ortak özelliklere sahiptir.  Bunlar aşağıda açıklanmıştır:

Kamulaştırmanın İmar Planına Uygun Olması

İmar planı gereğince yapılacak kamulaştırmalar imar planlarının uygulanması amacıyla yapıldığı için, kamulaştırmaların imar planına uygun olması gerekir. Bu husus, İmar Kanununun “Genel Esas” başlığını taşıyan 3. maddesi gereğidir. Madde metninde “herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz” hükmü yer almaktadır.

Bu nedenle kamulaştırma kararının, kararın alındığı tarihte yürürlükte olan imar planına uygun olması gerekir. İmar planlarına uygun olmayan kamulaştırma işlemlerinin hukuka aykırılık teşkil edeceği ve idari yargı tarafından iptal edileceği açıktır.

Üstelik kamulaştırma kararından sonra yapılan plan değişikliği de, plan ve mevzuata aykırı olarak alınan kamulaştırma kararına hukuki geçerlik kazandırmaz. Konu hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 27.03.1998 tarihli ve E:1996/137, K:1998/162 sayılı kararda “kamulaştırma kararının alındığı tarihte taşınmazın, imar planında konut alanında kaldığı ancak plana aykırı olarak resmi tesis (il müdürlüğü idare binası) yapılmak amacıyla kamulaştırılmasına karar verildiği, bu kararın, hem kararın alındığı tarihte yürürlükte olan imar planına hem de plan esaslarının geçerli olduğuna ilişkin genel kural koyan 3194 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükmüne aykırı olduğu anlaşılmakta; 12.8.1990 günlü kamulaştırma kararının alınmasından ve bu karara karşı açılan davanın idare mahkemesinde görülmesinden sonra, davalı idare … il müdürlüğünün 2.3.1993 günlü, 00932 sayılı değişiklik isteği doğrultusunda 11.3.1993 günlü, belediye meclisi kararıyla uyuşmazlık konusu alanda yapılan plan tadilatı da, iki buçuk yıl önce yürürlükteki plana ve mevzuata aykırı olarak alınan kamulaştırma kararına hukuki geçerlik kazandırmayacağından, idare mahkemesinin bu yöndeki ısrar kararında isabet bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir. Bu karara ulaşma için tıklayınız

Buna mukabilen aksi yönde verilen Danıştay 6. Dairesinin 06.06.1990 tarihli ve E:1990/149, K:1990/1203 sayılı kararında “Temyiz dilekçesi ve ekindeki belgelerin incelenmesinde, davanın devamı sırasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 3194 sayılı Yasanın 9. maddesine göre 6.10.1989 günün resen onanan imar planı değişikliğiyle davacıya ait taşınmazın kamulaştırma amacına ayrıldığı, böylece kamulaştırmanın imar planına uygun hale geldiği anlaşıldığından, kamulaştırma işleminin imar planına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yolundaki idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.

İmar Kamulaştırmasında Kamu Yararı Kararı Alınmasına Gerek Olmaması

Kamulaştırma Kanununun 5. maddesinde kamu yararı kararı verecek merciler, 6. maddesinde ise bu kararı onaylayacak makamlar sayılmıştır.

Aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrası da, imar planı gereğince yapılacak kamulaştırmalarda kamu yararı kararı verilmesini düzenlemektedir. Fıkra hükmüne göre;

“Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır.”

Bu nedenle kamulaştırma imar planı gereği yapılıyor ise, kamulaştırma kararının onayına gerek olmadığı gibi, kamulaştırmadan vazgeçme konusunda verilen kararın da onaylanmasına gerek yoktur.

Kamulaştırma İşlemine Karşı Açılacak Davalarda İmar Planının İptalinin İstenebilmesi

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

İmar planlan yargısal içtihatlarla ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmiş bulunması nedeniyle, uygulama işlemi olduğu öne sürülerek işlemin dayanağı imar planının iptalinin istenilmesi halinde planların uygulama işlemlerinin kapsamının ve buna göre de dava açma sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir.

İmar planı gereğince yapılan kamulaştırma işlemleri, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi anlamında imar planlarının uygulama işlemi niteliğindedir. 1/1000 ölçekli planların uygulamaya esas planlar olması nedeniyle bu planlara dayanılarak parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi uygulama işlemlerinin yapılması zorunluluğu karşısında, sübjektif uygulama işlemleri üzerine açılacak iptal davalarında 1/1000, 1/5000 ölçekli planlar ile varsa çevre düzeni planı veya diğer üst ölçekli planların da iptalinin istenebileceği açıktır.

Bu nedenle, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda açılacak iptal davalarında imar planlarının da iptali istenebilir. Konu hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 15.12.2005 tarihli ve E: 2005/2477, K: 2005/2822 sayılı kararına bakılabilir.

Üstelik uygulama imar planlarına dayanılarak yapılan parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi sübjektif uygulama işlemleri üzerine bu işlemlerin iptali için açılacak iptal davalarında sadece 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının değil, fakat aynı zamanda 1/5.000 ölçekli nazım imar planları ile varsa çevre düzeni planı veya diğer üst ölçekli planların da iptali istenebilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 15.12.2005 tarihli ve E: 2005/2477, K: 2005/2822 sayılı kararına göre 1/1000 ölçekli planların uygulamaya esas planlar olması nedeniyle bu planlara dayanılarak parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi uygulama işlemlerinin yapılması zorunluluğu karşısında, sübjektif uygulama işlemleri üzerine açılacak iptal davalarında 1/1000, 1/5000 ölçekli planlar ile varsa çevre düzeni planı veya diğer üst ölçekli planların da iptali istenebilir.

Ancak, bunun için temel şart uygulama işlemine karşı açılan davanın süresi içerisinde açılmış olmasıdır. Eğer uygulama işlemine karşı açılan davada süre kaçırılmış ise dayanak imar planının da iptalinin istenemeyeceği açıktır.

Danıştay Altıncı Dairesi de 22.09.2006 tarihli ve E:2004/3697, K:2006/4213 sayılı kararında kamulaştırma işlemine karşı açılacak davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi halinde, dayanak imar planının iptali isteminin incelemeyeceğini vurgulamıştır. Kararda, uygulama işlemi niteliğinde olan kamulaştırma işlemi üzerine, anılan işlemin dayanağı düzenleyici işlem niteliğindeki imar planlarının iptali istemiyle dava açıldığı, ancak uygulama işlemine karşı açılan dava süreaşımı yönünden reddedildiğinden, imar planlarının iptaline ilişkin işlemin bu aşamada incelenemeyeceği ifade edilmiştir.

Kararda şu ifadelere yer verilmiştir: “Dosyanın incelenmesinden, 9.7.1997 günlü, 138 sayılı işlemle tesis edilen ve uygulama işlemi niteliğinde olan kamulaştırma işlemi üzerine, anılan işlemin dayanağı düzenleyici işlem niteliğindeki imar planlarının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı ancak uygulama işlemine karşı açılan davanın süreaşımı yönünden reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan kamulaştırma işleminin dayanağını oluşturan imar planlarının iptaline ilişkin istem bu aşamada incelenemeyeceğinden, imar planlarına karşı açılan davanın süreaşımı yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle yasal isabetsizlik görülmemiştir.”

Milli Emlak Kitabı

Böyle bir durumda, kamulaştırma işlemine karşı açılacak dava süre aşımı yönünden, imar planının iptali istemi ise incelenmeksizin reddedilir.

İmarın Getirdiği Değer Artışının Bedel Takdirinde Dikkate Alınmaması

Kamulaştırma Kanununun 11. maddesine göre, taşınmazın değerinin gerek idarece ve gerekse mahkemece tayin edilen bilirkişi heyeti tarafından tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kar dikkate alınmaz.

T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, E: 1996/137, K: 1998/162, 27.3.1998

ÖZET: Kamulaştırma kararının, kararın alındığı tarihte yürürlükte olan imar planına uygun olması gerektiğinden; kamulaştırma kararından çok sonra yapılan plan değişikliğinin, plan ve mevzuata aykırı olarak alınan kamulaştırma kararına hukuki geçerlik kazandıramayacağı hk.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

… İli, … İlçesi, … ada, 3 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin 12.8.1990 günlü, 1990/1 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada; Ankara 9.İdare Mahkemesince, uyuşmazlıkta davacıların maliki olduğu ve imar planında konut alanı olarak ayrılan taşınmazın, köy hizmetleri il müdürlüğü hizmet binaları ve diğer ek ve sosyal tesislerin yapımı için kamulaştırıldığı sosyal tesislerin nitelik ve kamu hizmetinin gereği, hizmet binası kapsamı içinde kabul edildiği, bu nedenle imar planında konut alanında kalan bir yerin, bu amaç için kamulaştırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, işlemlerin usulüne uygun olarak yürütüldüğü ve onaylı imar planına göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına lüzum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen 17.11.1992 günlü, E:1991/1788, K:1992/2045 sayılı karar; davacıların temyiz istemi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 11.10.1993 günlü, E:1993/1342, K:1993/3995 sayılı kararıyla bozulmuş ise de; mahkemece, bozma kararına uyulmayarak davanın reddine ilişkin ilk kararda ısrar edilmiştir.

Davacılar bu kez, Ankara 9.İdare Mahkemesinin 14.6.1995 günlü, E:1995/99, K:1995/965 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.

İdare mahkemesi, davanın reddine ilişkin ilk kararında yer alan gerekçenin yanısıra resmi tesis yapımı amacıyla kamulaştırılan dava konusu taşınmazın, onaylı imar planında konut alanında iken, 11.3.1993 günlü, 1993/02 sayılı belediye meclisi kararı ile resmi kurum alanına ayrıldığını da belirtmek suretiyle ret kararında ısrar etmektedir.

3194 sayılı İmar Kanununun “Genel esas” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde “herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz” hükmü yer almaktadır.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu 159 ada 3 parselle ilgili olarak 12.8.1990 günlü, 1990/1 sayılı kamulaştırma kararının alındığı tarihte taşınmazın, imar planında konut alanında kaldığı ancak plana aykırı olarak resmi tesis ( il müdürlüğü idare binası )yapılmak amacıyla kamulaştırılmasına karar verildiği, bu kararın, hem kararın alındığı tarihte yürürlükte olan imar planına hem de plan esaslarının geçerli olduğuna ilişkin genel kural koyan 3194 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükmüne aykırı olduğu anlaşılmakta; 12.8.1990 günlü kamulaştırma kararının alınmasından ve bu karara karşı açılan davanın idare mahkemesinde görülmesinden sonra, davalı idare … il müdürlüğünün 2.3.1993 günlü, 00932 sayılı değişiklik isteği doğrultusunda 11.3.1993 günlü, belediye meclisi kararıyla uyuşmazlık konusu alanda yapılan plan tadilatı da, iki buçuk yıl önce yürürlükteki plana ve mevzuata aykırı olarak alınan kamulaştırma kararına hukuki geçerlik kazandırmayacağından, idare mahkemesinin bu yöndeki ısrar kararında isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulüne, Ankara 9. İdare Mahkemesince Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyulmayarak verilen 14.6.1995 günlü, E:1995/99, K:1995/965 sayılı ısrar kararının bozulmasına, 27.3.1998 günü oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2699 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.