Mülkiyet Hakkı Nedir? Mülkiyet Hakkının Konusu Nedir?

A. Mülkiyet Hakkının Tanımı

Mülkiyet kavramının tanımına Medeni Kanunda yer verilmediği gibi, Anayasada da mülkiyetin tanımı yapılmamıştır. Ancak, 4721 sayılı Kanunun 683. maddesinin ilk fıkrasına göre bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Medeni Kanundaki mülkiyet kavramına ilişkin düzenlemeler ve genel hükümlerden hareketle mülkiyet, maddi varlığı olan şeyler üzerinde tam egemenlik sağlayan bir hak olarak tanımlanabilir. Mülkiyet hakkının verdiği yetkileri, o şeyin malikinin rızası olmadan başkaları kullanamaz. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Ancak, mülkiyet hakkının kullanımının da sınırları vardır. Bu sınırlar anayasa ve yasalar ile çizilmiştir.

Görüldüğü üzere mülkiyet hakkı, bütün yetkileri bünyesine alan egemenlik hakkıdır. Oysa, sınırlı ayni haklarda hak sahibinin yetkileri gerek kapsam gerekse süre bakımından sınırlandırılmıştır. Diğer bir ifade ile sınırlı ayni haklar, hak sahibine eşya üzeninde yalnızca belirli ve sınırlı yetkiler tanırlar, sınırlı bir egemenlik sağlarlar.

Mülkiyet hakkı, konusuna göre değişik kanunlarla düzenlenmiştir. Örneğin fikri ve sınai haklar, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Sınai Mülkiyet Kanunu ile düzenlenmiştir. Taşınır ve taşınmazlar (yani eşya) üzerindeki haklar ise Medeni Kanun’un eşya hukuku bölümünde düzenlenmiştir. Eşya hukuku kişilerin bir eşya üzerindeki egemenlik ve tasarruflarının nitelik ve türlerini, onların bu hâkimiyetlerini dolayısıyla diğer şahıslarla olan ilişkilerini düzenleyen Medeni Hukukun dördüncü kitabıdır. Dördüncü kitabın başlığı “eşya hukuku” olup bu bölümün kısımları; mülkiyet, sınırlı ayni haklar, zilyetlik ve tapu sicilidir.

B. Mülkiyet Hakkının Konusu

Mülkiyet hakkının neleri kapsadığı konusunda genel kabul gören görüşe göre Anayasa’nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkı sadece taşınır ya da taşınmazları değil; marka ve patent hakları, fikri mülkiyet hakları, alacak hakları gibi maddi bir varlığı olmayan hakları da kapsamaktadır. Bir başka ifade ile mülkiyet hakkının kapsamına iktisadi bir değer arz eden bütün unsurlar girmektedir.

Anayasa Mahkemesi de maddi varlığı olan taşınır ve taşınmazların yanı sıra maddi varlığı olmayan çeşitli hakların da mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde kararlar vermiştir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi fikri ve sınaî mülkiyet haklarının (31.1.2008, E: 2004/81, K: 2008/48), alacak haklarının (19.06.2008, E: 2005/138, K: 2008/124), tasarrufu teşvik hesabına yatırılan Devlet/işveren katkısı ile nemaların (10.12.2001, E: 2000/42, K: 2001/361) da mülkiyet hakkının kapsamında olduğuna karar vermiştir. Doktrin de Anayasa’nın 35. maddesinin sadece maddi şeyleri değil, fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar, alacak hakları gibi değeri parayla ölçülebilen diğer nesneler üzerindeki maddi ya da gayri maddi mal varlığı haklarını da kapsadığı görüşündedir[1].

Anayasa’nın 35. maddesi sadece mülkiyet hakkını değil, aynı zamanda miras hakkını da düzenlemektedir. Ancak miras hakkının yerleşmiş bir kurum olarak niteliğinin bilinmesi nedeniyle Anayasa’da konu fazla işlenmemiş, ayrıntılar kanuna bırakılmıştır. Miras hakkı, miras bırakacak olana, ölümünden sonra malvarlığının kanunda belirtilen yakınlarına ya da belli ölçüde kendi seçeceği kişilere; aile bireylerine, yakınlarının ölümü halinde malvarlığının, en az kanunda öngörülen ölçülerde, kendilerine geçeceği yolunda güvence sağlar.

[1] Ertaş, Ş. (2006) “Mülkiyet Hakkının Yeni Boyutu ve Bu Hakka Getirilen Daraltımların Anayasa ve İnsan Haklarına Uygunluğu”, s: 143

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.